“Yürüyen insan uzun yaşar” derdi anneannem. En son 95 yaşında ziyaretine gidebilmiştim. Görme yetisini kaybedeli 30 seneyi geçmişti; duyma yetisi de iyiden iyiye kötüleşmişti. Yalnız yaşıyordu. Ama elinde değneği, omzunda engelini belirten rozetiyle adımları da, zekası ve espri yeteneği gibi hala dinç ve hızlıydı.

Yürüyen insan yalnızdır. Doğada, herkesten uzakta da olsa, şehrin göbeğinde iş çıkışı telaşında da, öyledir.

Ve en özgür halindedir! İç dünyasından ibarettir o anda. Hızla yürürken bir anda yavaşlarsa mesela, hesap yapmaya başladığını anlarsınız. Kafasının karışıklığı ayaklarına dolanır sanki. Otursa daha iyi olacağında hemfikirdir bilim adamları. Hafızanın derinliklerine dalmak, sayıların veya anıların hesabını yapmak masa başı ve sandalye isteyen bir faaliyettir. Ve özgürlükle uyumlu değildir.

O yüzden yürümeye devam etmeli. Adımlarımız hızlandıkça düğüm gevşeyecek, sorunları hesap kitapla değil, yaratıcılıkla çözebilmenin yolu açılacaktır önümüzde (yine aynı bilim adamlarına göre). Aristo’dan Beethoven’a, Einstein’dan Yaşar Kemal’e, sadece bilgi dağarcığımızı genişletmekle kalmayan, düşünme sistematiğimizde de devrimler yapanların yürümeyi yüceltmesi tesadüf olmasa gerek. “Tüm büyük fikirler yürürken düşünülmüştür” diye özetlemiştir Nietzsche.

Dolayısıyla yürümenin politik bir faaliyet de olabileceğine şaşırmamalı. Dünya tarihini etkileyecek bir “Büyük Yürüyüş” de olsa, sanatsal bir performans olarak Kanal İstanbul Hattı boyunca “İki Deniz Arası”nı bağlayacak bir parkur çizmek de (Atlas İstanbul 2013) olsa yürümek, bir düşünceyi iletmenin en yalın halidir. Dolayısıyla yolu sık sık kesilir.

Ayrıca yasaklanacak kadar tehlikeli bir spor olduğunu biliyor muydunuz yürümenin? Amerika ve Avrupa’da uzun yürüme yarışmaları, büyük izleyici kitleleri çekiyor, sporcuları kahramanlaştıran hikayeleri gazeteleri kaplıyordu yüz sene öncesine kadar. Altı gün süren yarışmalar gitgide uykusuz kalma gösterilerine dönüştükçe kimin en uzun süre ayakta kalabileceğine dair bahisler oynanıyor, sporcular patır patır dökülüyordu. Sonunda New York’lu vaizlerin baskısı üzerine getirilen yasaklama kararı halen yürürlükte!

Kısacası, kendisi için ve safça yürüyen insan güzel yaşar. (…) Başına buyruk, zihnimizin bizi alıp götürdüğü yere; dinç ve hızlı adımlarla…

*Atlas Ağustos 2016 Editör yazısından…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *