Klişeleri bile rahat bırakamıyoruz. “Seçmek çekmekten önemlidir” derken fotoğrafçının yapmakta olduğu kadrajın veya deklanşöre basacağı anın da bir seçim olduğunu vurgulayıp söze derinlik katmaya çalışıyoruz mesela.

Oysa mantık gayet düzdür: Çektiğimiz çok sayıda fotoğrafı ayıklamıyorsak, yaptığımız hataları tekrarlamaya mahkumuz!

Klişeye katmamız gereken derinlik değil; yöntemdir!

Kafiyeye uymadığı için olsa gerek, dahil edilmeyen devamıyla o deyiş şöyle olmalı:

Seçmek çekmekten önemlidir, sıralamak ise seçmenin şartı!

İyi seri iyi fotoğrafların bir araya getirilmesinden oluşmaz. Konular, hatta fotoğrafçılar dahi farklı olsa sıralama, seçilecek fotoğrafları belirleyecektir.

Teorik veya sanatsal yöntemleri seçene bırakıp –hatta direk çöpe atıp- bazı pratikler üzerinden fotoğraf seçmeye girişelim:

1. Doğru mecra

Biz fotoğrafçıların ciddi bir hastalığı var: Nostalji! Fotoğraflar 10X15 basılacak, odanın tüm duvarları kaplanacak, yere yatılıp saatlerce bakılacak…

Oysa Photoshop’un browser uzantısı Bridge, fotoğraf seçme ve sıralamak için son derece pratik bir program. Özelliği, fotoğrafların ekran boyutlarının hızla değiştirilebiliyor olması. Tüm fotoğrafları aynı anda ve tek tek olduğu kolaylıkla üçlü, dörtlü ve beşli görebilmek, birbirleriyle olan bağlantı ve estetik akışı fark edebilmemizi sağlıyor.

Üzerine çalıştığımız proje bir kitapsa o zaman nostaljiye hakkımız var tabii… Tüm fotoğrafları bastırarak asalım, sonra ekrana dönüp Bridge’de seçelim.

2. Temel şartlar 

Öncelikle içeriğin tekrar etmediğinden emin olmalıyız. Aynı arabayı, benzer bir günbatımını, biri yakından diğeri uzaktan bir yapıyı iki kere görmemeliyiz.

Gördüğümüzde, fotoğrafçı projeye yıllarını da vermiş olsa, bizim için aynı gün içinde çekilmiş amatör bir çalışmadan fazlası değildir.

Aksi de mümkündür. Çok büyük kısmı aynı yerde ve kısa süre içinde çekilmiş fotoğraflar, iyi bir kurgu ve çeşitlendirme ile geniş bir coğrafya yaratabilir zihnimizde.

3. Açılış

İyi bir açılış fotoğrafı, çekenden çok bakanı heyecanlandırır. Fotoğrafçı tüm maharetini sergilemediğini düşünür; ama basit ve tüm konuyu temsil edecek güce sahiptir. Maharet de buradadır! Görsel virtüözitenin yeri sonraki fotoğraflardır.

Bir küçük ipucu: Tekrarın kabul edilebilir olduğu tek istisna açılış ve kapanış fotoğraflarıdır. Hatta bu iki fotoğrafın yerini değiştirmeniz konunun akışını (genellikle) etkilemez.

4. Çerçeve (Giriş)

İlk dört fotoğraf, (açılış dahil) serinizin çerçevesini oluşturur. Sıralamanın en kritik aşamasıdır çerçevenin köşelerini belirlemek. Görsel yaklaşımınızdaki çeşitlilik, içeriği ele alış tarzınız ve olayın geçtiği yer burada netleştirilir, devamı vaat edilir. Sonrasında aykırı bir kompozisyon, beklenmedik bir içerik kullanma şansınız olmayacaktır.

Dolayısıyla ikinci ve dördüncü sırayı çok katmanın veya fikrin bir araya geldiği en güçlü fotoğraflara ayırmak mantıklıdır. Aralarına açılıştakiyle uyumlu olan sakin ve mekan duygusunu veren bir fotoğraf konulabilir.

Küçük bir üçkağıt: Elinizde çok sevdiğiniz ve konuyu anlattığını düşündüğünüz ama serinin geneline yakıştıramadığınız bir kare varsa çerçeve fotoğrafları arasına dahil etmeyi deneyin. Fotoğraflara bakan kişi henüz şartlanmamış ve açık fikirlidir; o fotoğrafın devamının gelmeyeceğini bilmez, sonunda da fark etmeyebilir!

5. “Gelişme” ve çeşitlendirme

Bir önceki maddede kendimizi “entelektüel” olarak zorluyorduk. Şimdi teknik olarak sıkıştırmanın zamanı geldi. Vadettiğimiz fotoğrafların açılımını yapmamız gerekiyor… Ama tüm kurşunlarımızı muhtemelen çerçeveyi oluştururken sıktığımız için elimizde ortalama karelerden başkası kalmamıştır.

Konumuzun “gelişme” bölümüne gelmişizdir. Ama muhtemelen gelişmeye daha çok bizim ihtiyacımız vardır: Eksik ve tekrarlarımız artık saklanamaz haldedir.

En iyi işlerimiz de olsa orta mesafede çekilmiş altı adet sokak manzarasını, “sonsuzluğa” doğru anlamlı bir ifadeyle bakan dört farklı insan portresini arka arakaya (veya aralarına yalandan başka kareler serpiştirerek) kullanamayacağımızı görürüz.

Çeşitlendirme kelimesinin anlamları üzerine kafa yormaya girişiriz!

İki türlü çeşitlendirmeye gidilebilir: Birbirine çok yakın içerik ve tarzda fotoğraflar küçük ama akıllıca farklar gösterebilir. Aksine çok farklı içerik ve görselliğe sahip fotoğraflar yine de aynı kişinin elinden çıktığını belli edebilir.

Çıkıp fotoğraf çekmemiz gerekmektedir! Eksiğimizin farkına varmış olarak…

Yine de bir kestirme yol arayacağız mutlaka. Bir tanesi: Birbirine benzeyen fotoğrafların arasını mümkün olduğu kadar açın. Yumuşak geçişlerin yerine sert olanları tercih edin. Sonra tekrar aynı fotoğrafa (yani tekrarına) döndüğünüzü fark eden birisi olursa da tersleyin!

6. Bağlam

Fotoğrafların sırasını belirleyecek bağlam tamamıyla fotoğrafçının inisiyatifindedir. Aynı seri içinde bazı fotoğrafları renkler, diğerlerini derinlik, ön ve sonlardakini ise içerik bağlayabilir.

Kesinlikle kaçınılması gereken tek bir yöntem var: Kronolojik sıralama! Hayat hikayeniz de olsa, bir uçağın çakılma anları da, asla ve asla hiçbir fotoğraf serisi gerçek hayattaki sıralamasıyla dizilmelidir!

7. Son

“Gelişme” fotoğraflarımız ne kadar iyi de olsa bakanı sıkmaya başlayacaktır. Seriyi bitirmeden önce çerçevemizi hatırlatıp konumuza ivme katmayı deneyebiliriz.

Bunun için –epey irade gerektirse de-çok iyi fotoğraflarımızdan bir iki tanesini sona saklamamız gerekiyor.

Zaten çerçeveyi oluştururken heyecan verici bir vaatte bulunmuşsa ve devamında sözümüzün içini doldurmuşsak, ‘izleyici’ sona kadar ulaşmıştır ve içinden ‘hala iyi fotoğraf var’ diye geçiriyordur.

İşte tam o anda açılış fotoğrafını (yani kapanış!) fotoğrafını yerleştirerek seriyi küt diye sonlandırmalıyız!

Unutmadan: Kaç fotoğraf?

Az.

 

  • Enes Reyhan

    January 23, 2018 • Reply

    Çok faydalı bilgiler oldu benim için. Seçkilerimde çok işime yarayacak. Makaleniz için teşekkürler. Emeğinize sağlık.


Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *