Arabayla radara yakalandığımı anlayıp çevirmeye takılmamak için bir plaj tabelasından hızla saptığım gün öğrendim ışığı kaçırmamayı.

Yol tükenince arabadan inmiş, sağa sola koşturmaya başlamıştım çekecek bir şeyler bulurum umuduyla… Ama ilkbaharın başıydı ve kumsalda in cin top oynuyordu. Şemsiyesi alınmış üç-beş direk kesiyordu ancak ufuk çizgisini.

Sadece birkaç kilometre ilerideydi varmaya çalıştığım kasaba. Ama kovaladığım muhteşem ışık oradaki insanları aydınlatacağına denizin üzerinde sönüp gidiyordu. Ayakkabılarıma kum doluyor, çaresizliğim kızgınlığa dönüyordu: Hem nesi vardı bir önceki kasabanın?

“Egeli olmak”ı çalışıyordum. Her gün önceden belirlediğim yerlerde keşif yapıyor, ışığın uygun olacağı saati hesaplıyordum. Gün ortasında fazla yorulmamaya özen gösteriyor, enerjimi çekim saatine saklıyordum.

Ve o saat geldiğinde planım altüst oluyordu. Seçtiğim yerden, beklediğim ışıktan, hatta önümdeki insanlardan hayal kırıklığına uğramam çok kısa sürüyordu. Biraz ileride, bir sonraki durakta mutlaka daha iyisi olmalıydı! Panikle yola koyuluyor, ulaşana kadar da yol boyunca ışığın kaçışını izliyordum. Kendimi, ertesi gün doğru bir keşifle daha iyi bir fotoğraf çekebilecek olmakla avutuyordum. Döngü sürüp gidiyordu. Özgürdüm istediğim yere gitmekte, zamanım da boldu.

Çernobil’de, Kuzey Kore sınırında yada Küre Dağları’nın kaçak madenlerinde aksini hissetmiştim. Gösterileni ve izin verileni çekebiliyordum ancak. Dresden’de festival programı, Dersim’de ise zaza gelenekleri belirlemişti hareket alanımı. Norveç’te kuzey ışıklarını yakalamak için tek şansım olacaktı. Rio’da güvenlik, Odesan’da Budizm, sığınmacı evlerinde ise etik kurallarıydı elimi kolumu bağlayan. Ama bağladıkça da fotoğraf veriyordu!

Bu sefer hapis olduğum yer bomboş bir kumsaldı. Geride kalan kasabaya da dönmeyecektim çünkü dersimi almıştım: Yolda kaçırmayacaktım ışığı! Burası gayet uygundu.

Birazdan yiyeceğim ceza, bu kararımın belgesi olacaktı.


Fotoğraf: Pärnu, Estonya

 

  • Can

    November 10, 2017 • Reply

    Sinan bey, Işığın haricinde yer seçimi konusundaki yaşadıklarınız bana George TICE'nin şu sözlerini HATIRLATTI:'projemde ilerleme kaydettikçe, fotograflarını çekmeyi seçtiğim yerin bir öneminin bulunmadığını daha açıkça anladım. Özel olarak orayı seçmem bana iş yapma gerekçesi sağlamıştı yine de... Hayatta yalnızca görmeye hazır olduğunuz şeyleri - o belirli anda zihninizin aynasında yansıyan şeyleri - görebilirsiniz.


Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *